Haydi “Akrep”, Beni Mahcup Etme…

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    29 Ocak 2020 /   860 Okunma

    Haydi “Akrep”, Beni Mahcup Etme…

    Uzun süredir spor yazmıyorum. Bu şehirde yaşıyorsak, Antalyasporu elbette bir şekilde yazacak, konuşacağız. Ama, gelişmeler öyle gitti ki, ne yazacak iştah, ne yazacak heves bırakmadılar insanda. Üzerine yazı yazılmaya değer, güzel bir gelişme olsun diye beklemekten usandım resmen.

     

    Hele kupa maçında, kendi sahamızda, ite kaka, zorla kazanılan Göztepe maçının ardından, gene kendi sahamızda İzmir’in sarı-kırmızılılarına 3-0 yenilince “Tamam” dedim, “bu sefer fişi çektik galiba”.

     

    Bu yenilgiden üç gün sonra İzmir’de çıkılan kupa rövanşında kurtarılan beraberlik ve gelen çeyrek final bile çok umutlandırmamıştı beni açıkçası.

     

    Ancak geçtiğimiz hafta sonu Denizli deplasmanında izlediğim Antalyaspor, bana herkesin bildiği Zümrüd-ü Anka efsanesini hatırlattı. Yaşlandığını ve bilgeliğini kaybettiğini düşünen Anka,yani Asya’daki Türkler arasındaki adıyla Simurg, kendi kendini yok etmek için topladığı çalı çırpı ile kendine bir yuva yapar,  güneşi araya koyup tutuşturur bu yığını, sonra ateşin içine girip tamamen yanar. Ve ateş soğudukça, arda kalan küllerinden yeni bir Simurg doğar.

     

    Simurg yüzyıllarca yaşayan bir kuştur efsanelerde ve bu uzun süreçte gittikçe yücelir ve biriktirdikleri ile bilgeleşir.

     

    İşte Pazar günü Denizli’de izlediğim Antalyaspor bende böyle bir izlenim bıraktı. Yeni transferlerin takıma olumlu katkı yaptıkları kesin. Bu değişimle takım yeniden doğuşun eşiğinde gibi geldi bana.

     

    Bence en büyük transferimiz Teknik Direktörlüğe getirilen Tamer Tuna. Oyunculuğunda olduğu gibi Teknik Adamlik kariyerinde de çok beğendiğim bir isim. Hoş geldi, şeref verdi kentimize.

     

    Ben her zaman Türk Antrenörden yanayımdır.  “Takımların çoğunda çok fazla yabancı oyuncu var, yabancı antrenör o nedenle daha iyi” diyen dostlara cevabım şu oluyor, “ O zaman yerli oyuncuları tercih edelim. Yabancı oyuncu-yabancı antrenör ikilisinin arasında bir tercüman, çünkü her yabancı antrenör gelen yabancı oyuncuların tamamının konuştukları dillere hakim olamıyor. Ve her şey o tercümanın belagatine kalmış. Maç esnasında antrenör bıdı bıdı bir şeyler anlatıyor, tercüman onları yakalayıp, oyuncuya iletmeye çabalıyor. Çok ama çok zor bir iş. O nedenle yerli antrenör-yerli oyuncu benim tercihim.” “Bu kadar yerli oyuncuyu, hele lig kalitesinde yerli oyuncuyu nereden buluruz?” Cevabım kısa ve net, “YETİŞTİRİN…” “Gidin altyapıları tarayın, alt ligleri tarayın, bakın ne oyuncular var oralarda. Simsarlara para kaptıracağınıza, Euroları, Dolarları saçıp duracağınıza elinizdekilere çok daha az ödeyip, ülke sporuna da, ekonomisine de katkıda bulunun.”

     

    Gelelim transfer edilen oyunculara. Jahoviç çok iyi bir kumaş. İlk maçta bunu gösterdi zaten. Sinan Gümüş pişme safhasını henüz tamamlayamadı. Galatasaray’da aldığı sürelerde bir iki maç dışında kendini fazla kanıtlayamadı, umarım stilini beğendiğim Sinan, Tamer hocanın elinde ustalaşır, kendine güveni artar ve uzun yıllar Antalyamıza hizmet eder.

     

    Daha sahaya inmeyen Podolski var sırada. Jahovic ile güçlenen hücum hattı, Podolski ile rakipler için daha da büyük bir tehdit oluşturacak bence.

     

    Yekta Kurtuluş’u yeniden sahada görmek beni mutlu ediyor. Hem savunmayı önde yapmaya başlıyor takım kaptan sahadayken, hem de hücum çeşitliliği artıyor.

     

    Şimdi takımın önünde çok önemli bir iç saha maçı var. 1 Şubat Cumartesi saat 14:00’de Konyasporu konuk edecek Antalyasporumuz. Bu maçta alınacak sonuç, Simurg benzetmem doğru mu?, değil mi? gösterecek bize.

     

    Ben akreplere inanıyorum. Biliyorum beni mahcup etmeyecekler…


Yorum Yap