Hepinize Kocaman Bir “Günaydın” …

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    18 Eylül 2021 /   763 Okunma

    Hepinize Kocaman Bir “Günaydın” …

    Neymiş?

     

    “Günaydın”, muhterem Diyanet İşleri Başkanına göre, Cahiliye Dönemi’nde kullanılan bir deyimmiş.

     

    Günaydın denmesi dinimizce “Caiz değildir” demeye getiriyor beyefendi.

     

    Paşam sen önce biraz dilbilgisi öğren, sonra ahkâm kes ne olur.

     

    Ve de artık bu yüce milleti Araplaştırma hevesinden vaz geçin. Başaramazsınız. Çünkü bugün Anadolu ve Trakya topraklarında yaşayan ve kendisine Türk Milleti denen halk, 1923 yılı sonrası, yapılan devrimler sayesinde kavuştuğu uygar yaşam hakkından asla ödün vermez.

     

    Bu halk Türkçe konuşur. O nedenle kendisine Türk denmektedir. Bu sınırlarda kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan ve kendi dilini konuşan halktır Türk Halkı. Bu deyimin kafatasçı bir anlamı yoktur, faşist söylem içermez.

     

    Osmanlı meraklısı birileri çıkıp Günaydın gibi etimolojik olarak Türk diline ait bir sözcüğü, “Cahiliye Dönemi” kelimesi derse, buna sadece gülünür.

     

    Bu arada Osmanlı diye bir devlet adı 1860’lı yıllara kadar yoktur. Devletin adı “Devlet-i âliyye-i Osman” veya kısaca Devlet-i Âlî’dir. Tüm evrak ve paralar üstünde bu ibare kullanılmıştır. O her yerde Osmanlı Sancağı diye tanıtılan bayraklı, tuğralı, süslemeli amblem de 1850’ler sonrası çizilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır.

     

    Devlet-i Âlî'de yöneticiler ve saray efrâdı  asla Türkçe (gerçek Türk dili elbet) konuşmazlardı.

     

    Devletin temel felsefesi de Millet değil, yönetenler ve tebâ üzerine kuruludur. Orada ümmet kavramı vardır. Yani Padişah mutlak yöneten, halk ise ona bağlı Tebâ’dır. Her şey Şer’î kurallara göre yürür.

     

    Millet kavramı yoktur dedik ya, Türkmen ahali öyle dışlanmıştır ki, Saray, Türkler'i anarken ' etrâk-ı bî idrak' yani 'kafasız Türkler' deyimini kullanmakta bir sakınca görmez.

     

    Devlet-i Âlî, dil olarak da Arapça, Farsça karışımı tuhaf bir dili kullanırdı.

     

    Örneğin saray erkânı, sabah vakti selamlaşırken “Gününüz Aydın Olsun” gibi bir deyimi hiçbir zaman kullanmamıştır. Ya da kimse Günaydın dememiştir birbirine.

     

    Saray erkânı "Sabâh-ı şerifler hayırlar olsun" der sabah vakti selamlaşırken. Paşa konaklarına kadar bu böyledir.

     

    Halk ise genelde Türkçe kelimelerin bol olduğu bir dili kullanırdı. Bu dil de zaman içinde aristokrasi merakı içindeki burjuva tarafından, ağdalı bir biçimde, Arapça, Farsça kelimelerle karışmış bir Türkçeye dönüşmüştür. Halk çoğunlukla bu dili anlamaz, yalan yanlış kullanırdı.

     

    Mustafa Kemal Atatürk'ün Dil Devrimi, ülkemizde herkesin anlaşabilmesini sağlayan ortak dilimizi yaşamımıza soktu. Böylece ümmet olmak yerine, kendi dili olan bir millet olmanın keyfi ile yaşıyoruz doksan yıldan fazla bir süredir.

     

    “Günaydın” da Türkçemizin en güzel sözcüklerinden biri olup, günümüzde cahiliye dönemi yaşayanların anlayamayacakları bir etimolojik yapıyı içerir.

     

    Günaydın çok özel bir sözcüktür ve anlaşılır bir yapıya sahiptir. Biz kullanırız, birileri kullanmaz.

     

    Ülkemin Fikri Hür, Vicanı Hür Güzel Yürekli İnsanları; her fesat düşünceye, her cehalete inat, hepinize kocaman bir “GÜNAYDIN”...


Yorum Yap