İnşallah Yanılmam Dostlar!

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    18 Haziran 2020 /   1134 Okunma

    İnşallah Yanılmam Dostlar!


     

    Geçtiğimiz günlerde gelişen bir olay, ülkemde bir akıl tutulması yaşanmaya başladığı izlenimini bir kez daha hissetmeme neden oldu.

     

    Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu bir güreşçimizin bir Devlet Bankası’nın Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atandığı haberi, “Bu kadarı da olmaz” dedirtti hepimize.

     

    Bu kadarı gerçekten biraz fazla oldu. Spor alanında dünyaya kafa tutmuş, tam tabiri ile “Dünyanın Sırtını Mindere Yapıştırmış” bir sporcumuzdu kendisi. Spor Bakanı Yardımcılığı kendisine verilince çok yakışmış ve çok da hoşumuza gitmişti. 56 yıldır spor sahalarında olan bendenize “İşte ülkemizde sonunda layıkıyla bir iş yapıldı” dedirtmişti bu atama ve bu pehlivanımızın bir sonraki dönemde bakan olabileceği fikri bile memnuniyetle aklımızdan geçmişti.

     

    Ama banka yönetim kurulu üyeliği belli birikimlere ihtiyaç gösteren bir görev olmalıdır diye düşünüyor, bu atamayı da bu nedenle çok yadırgıyorum.

     

    Çok karakterli bir insan olduğunu bildiğim bu Cihan Pehlivanımızın, kendisine bahşedilen bu görevi kabul edeceğini düşünmüyorum. İnşallah yanılmam dostlar.

     

    Şimdi size bir Güreşçiden daha bahsedeceğim. Bakın o, kendisine bahşedilen karşısında nasıl davranmış.

     

    Yıl 1931… Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’yi uluslararası müsabakalarda çok iyi temsil eden Kurtdereli Mehmet Pehlivanı Ankara’da kabul edip, tanışır. Yemek masasında müsabakalarını anlattırıp, keyiflenir. Sonra Kurtdereli huzurdan ayrılır ve konakladığı Zafer Oteline gider.

     

    Mustafa Kemal aynı günün geceyarısı, kendisine bir mektup yazar. Mektubunda kendisi ile tanışmaktan çok mutlu olduğunu belirtip, “Çoluk çocuğun için sana ufak bir armağan gönderiyorum.

    O, bu mektubumla beraberdir. Pehlivanlık ömrünün tam sağlıkla, uzun sürmesini dilerim.” der.

     

    Geceyarısı bu mektubu Salih Bozok’a verip, Kurtdereli’ye yollar.

     

    Zarfın içinde Mektup ile birlikte 1000 Liralık bir Türkiye İş Bankası çeki vardır. Çek bizatihi Mustafa Kemal Atatürk tarafından imzalanmış ve “Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1000 T. Lira veriniz.

    Bu para, Aralık ayı aylığımdan faiziyle kesilecektir” diye bir de talimat yazılmıştır üzerine.

     

    Kurtdereli, birkaç gün sonra, bankaya gider, çeki verir. Mustafa Kemal Atatürk imzalı çek Banka Müdürü’nün önüne gider. Müdür köşkü arar ve doğruluğunu öğrenince, 1000 liralık ödül kendisine ödenir.

     

    Ama Kurtdereli bankadan çıkıp gitmemekte, öylece dikilmektedir bankonun önünde. Banka Müdürü “Niçin bekliyorsun?” diye sorunca, “Çeki vermenizi bekliyorum” der.

     

    “Parayı aldın, çek bizde kalacak. Bu işlerin usulü böyledir.”

     

    Kurtdereli “O halde alın bu 1000 lirayı, benim çekimi geri verin” der.

     

    Şaşıran Banka Müdürü: “Neden?” diye sorunca da Kurtdereli şu tarihi cevabı gözleri kızarmış halde verir: “Orada Mustafa Kemal’in resmi ve altında da imzası vardır, benim asıl mükâfatım odur”.

     

    Yani Atatürk’ün kendi maaşından keserek uygun gördüğü ödülü, Atatürk’ün el yazısı ve imzası bulunan o çeki ömür boyu saklayabilmek için reddeder.

     

    Başka söze gerek var mı? Dediğim gibi “İnşallah Yanılmam dostlar”. Çünkü Kurtdereli gibi davranmak kolay değil.


Yorum Yap