İyi haberler, kötü haberler…

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    7 Ekim 2021 /   806 Okunma

    İyi haberler, kötü haberler…

    Hani genelde “Size bir iyi, bir de kötü haberim var” diye lafa girilir de, önce hangisini duymak istediğiniz sorulur ya. Benim de son günlere ait birkaç iyi, birkaç da kötü haberim var sizlere.

     

    Ama ben doğrudan kötülerle başlayıp, iyileri sona saklayacağım.

     

    Öncelikle ülkemiz, Covid-19 virüsü salgınının dünyada henüz sonunu alamamış ülkelerinden biri. Hâlâ bazı aklıevveller Aşı olmayın yaygarası yapıyor, aşının yan etkileri üzerine bilir bilmez ahkâm kesiyorlar. Bilimsel olarak hiçbir geçerliği olmayan bu açıklamalara kulak asan bazı vatandaşlar da, bilip, bilmeden sosyal medyada aşının yan etkileri konulu paylaşımlar yapıyor.

     

    Son olarak Salı günü DSÖ yaptığı açıklamada, Türkiye’yi günlük bulaşı sayısı açısından dünyanın üçüncü sırasına koydu. Aşılamada da sondan üçüncüyüz.

     

    Bu kötü feed back (geri bildirim) ülkemizde henüz sağlıklı bir biçimde normalleşemediğimizi, normalleşmeye de pek niyetimizin olmadığını gösteriyor.

     

    Gelelim diğer kötü habere… Ama bunun sonunda yüreğimizi rahatlatan bir bölüm var.

     

    Dünya son dönemde pandemi felaketi ile boğuşadursun, Dünya ülkelerini yönetenlerin önemli bir bölümünün ülkelerinin dışında kişisel birikimler ve yatırımlar yaptıkları çıktı ortaya.

     

    Kimi emlâk yatırımı yapmış, kimi altın hesabına, kimi off shore dediğimiz vergisiz banka hesaplarına…

     

    Bizim ülkeden de birkaç yatırımcı ismi var ama onlar zaten yurt dışı ile ticaret yapan iş adamlarıymış. İçlerinde hiç siyasetçi isminin olmaması yüreğimi rahatlattı.

     

    Zira, uluslararası arenada hep negatif konularla gündeme geldiğimiz son yıllarda, bir de böyle usulsüz işlemlerle gündeme gelmemiz hiç iç açıcı olmazdı.

     

    Bu kadar kötü haber yeter mi… O halde buyurun güzel haberlere…

     

    Kentimizin iki gözbebeği Futbol takımlarımızdan aldığı kötü sonuçlarla yüreğimizi kabartan, hepimizi üzmekte olan Antalyaspor’da sonunda beklenen, en azından benim beklediğim oldu.

     

    Teknik Direktör Ersun Yenal görevden alındı.

     

    “Yahu bunun neresi güzel” demeyin. Kendisini tanıdığım ilk günden beri laftan başka hiçbir sportif başarı üretmediğini izlediğim üstadın Antalyasporumuza vereceği hiçbir pozitif katkının olmadığına göreve getirildiği günden bu yana inanan bir spor insanıyım.

     

    Şimdi yapılacak akıllıca bir görevlendirme ile, Antalyasporumuz yeniden şahlanışa geçecek ve geçtiğimiz yıllardaki gibi rakiplerin korkulu rüyası olmaya devam edecektir. Buna yürekten inanıyorum.

     

    Gelelim diğer güzel, ama gerçekten güzel habere.

     

    İki Türk kadını, iki Türk Bilim insanı, ABD’de olağanüstü başarılara imza atıyorlar. Ve bu kadınlarımızın, bu olağanüstü başarıları ne yazık ki Türk Medyasında, bir futbolcunun sakatlık haberi kadar değer görüp, gündem olmuyor.

     

    Burada son dönemde dünya gündeminde yoğunlukla yer alan bu iki hanımefendinin adlarını yazıyorum ve önümüzdeki yazımı bu değerli bilim insanlarına ayırmayı buradan vadediyorum.

     

    Feryal Özel… NASA’da çalışan bir astrofizikçi. Harvard, Princeton ve Columbia Üniversitelerinde okudu ve kariyerini geliştirdi. Karadeliklerin ortaya çıkartılmasında önemli buluş ve çalışmaları var. NASA bilim kurullarında saygın bir yere sahip ve bir birimin yöneticisi. Yaşı 46.

     

    Naşide Gözde Durmuş. Moleküler Biyolog ve Genetik Bilimci. İzmirli bir ailenin kızı. ODTÜ sonrası ABD’de yüksek lisans ve doktorasını tamamlayıp, dünyanın saygın üniversitelerinden davet alıyor. 2007’de geliştirdiği proje ile çığır açıyor. Harvard ve MIT kendisini bünyelerine katmak için uğraşıyorlar. O Stanford’da çalışmayı tercih ediyor.

     

    Elbette bu iki muhteşem Türk Bilim Kadını gibi birçok örnek Kadınımız ABD başta olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinde değer görüp, baş tacı ediliyorlar. Biz de ise kadının yeri malum…

     

    Türk Medeni Kanunu 1926 yılında kabul ediliyor. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınına hak ettiği değeri tam 95 yıl önce veriyor ve kadının erkeklerden aşağı ya da geride olmadığını söyleyip, tüm bilimsel ve sosyal alanlarda kadının yer alabileceğini icraatlarıyla kanıtlıyor.

     

    Bugün yukarıda adını saydığım bilim insanları dünyada ülkemizin adını böyle yüceltiyorlarsa bunu 95 yıl önce kendilerinin yolunu açan Mustafa Kemal Atatürk’e borçlular.

     

    Bütün kadınlarımızın da bu borcu hissetmeleri gereklidir. Elbette erkeklerimizin de kadınlarımıza gereken değeri verip, onlarla birlikte yaşamayı şiar edinmeleri kaçınılmazdır.


Yorum Yap