“LİYAKAT” diye bir olgu…

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    27 Nisan 2022 /   798 Okunma

    “LİYAKAT” diye bir olgu…

     

    Ege ve Akdeniz bölgelerimiz, her yıl yaz geldi mi, orman yangını haberleriyle sarsılır. Bu geçmişte de böyleydi, bugün de böyle.

     

    Ancak bu bölgelerin yangın riskini bilen devlet yöneticileri, geçmişte ilkbahar geldi mi, önlemlerini almaya, ekipleri kurmaya, gerekli ekipmanı temin ederek, hizmete hazır halde bulundurmaya gayret ederlerdi.

     

    Bunda çok başarılı olan kurumlarımız vardı ve yangınlara zamanında, gerektiği gibi müdahale ettikleri içindir ki orman yangınları kısa sürede kontrol altına alınabilmekteydi geçmişte.

     

    Orman yangınlarına müdahalede, kara ekipleri yanında, en önemli araç uçaklardır şüphesiz.

     

    Ülkemizde yangın söndürme uçağı var mı, yok mu gibi sorular geçmiş yıllarda hiç akla gelmeyen bir soruydu.

     

    Çünkü hepimiz bilirdik ki, ülkemizin Türk Hava Kurumu (THK) diye bir kuruluşu var ve bu kuruluş Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurdurulduğu 1926 yılından bu yana, ülkemizin sivil havacılık platformunda etkin rol oynar.

     

    Gene her Türk vatandaşı bilirdi ki, bu kurumun elinde yangın söndürme uçakları vardır ve her birini küçük, büyük orman yangınlarını söndürmede inanılmaz başarılı olan, uzman pilotlar kullanır.

     

    Sonra yıllar içinde THK, nedendir bilinmez (aslında bilinir de nedense dile getirilmez) önemsizleştirilmeye, işlevleri kısıtlanmaya ve kadrosundaki uçaklar uçmaz hale getirilmeye başlandı.

     

    Nitekim, geçtiğimiz yıl, Antalya’mızda felaketler art arda patlak verip, dört bir yanımız alevlerle çevrilince, doğal olarak uçakları sorgulamaya başladık.

     

    Neredeydi bu uçaklar? Neden Uçmuyorlardı?

     

    “Efendim THK hangarlarındaki uçaklar uçamaz.”

     

    “Neden?”

     

    “Çoğunun motorları bile yok, motor yuvalarına da kuşlar yerleşmiş.”

     

    “Hadi canım olur mu öyle şey…”

     

    Olur elbet. Bu ülkede her şey olduğu gibi, bu da olur. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki her şeye alıştık, alıştırıldık…

     

    Yangınlar karasal önlemlerle engellenemez hale gelince de bir yerlerden uçak kiralama yoluna gitti ülkenin yönetenleri.

     

    “Eh iyi, uçaklar bulundu, şimdi yangınlar kolayca kontrol altına alınır dedik, ama yanıldığımızı çabuk anladık.

     

    Çünkü kiralanan Rus yapımı uçaklar hantal, ağır uçaklardı ve ancak düz arazide iş görebiliyorlar, Toros dağlarının dik yamaçlarına erişemiyorlardı.

     

    Ayrıca denizden veya göllerden su almak için saatlerce zaman kaybediyorlardı. Kendileri su yüzeyine alçalamayan uçaklar yaptıkları uçuş sonrası havaalanına dönüyor, tankerlerle getirilen su depolarına dolduruluyor ve tekrar havalanıyorlardı.

     

    Bunu niye böyle uzun yazdım? Çünkü bu yıl devlet ihale açıp, uçak satın almaya veya kiralamaya niyetlendi. Niyetlendi de, bizler ihale şartnamesine bakınca gene şok olduk.

     

    Şartnamede yazan koşullar, ülkemizde daha geçen yıl denenmiş olan ve fiyasko yaşayan uçak tiplerini tarif ediyordu.

     

    Oysa geçmişte THK envanterine girmiş olan ve her nasılsa atıl duruma geçmiş uçakların tipleri ve müdahale kapasiteleri, ülkemizin dağlık, düzlük her bölgesinde iş görebilecek, çevik ve su takviyesini deniz veya gölden doğrudan yapabilme yetenekleriyle zamana karşı yarışta pozitif olanaklara sahipti.

     

    Elimizdeki uçakları koruyup, bakımlarını yapmaktan aciz olanların yapacakları ihale de böyle olurdu elbet.

     

    Şimdi özellikle güney ve batı illerimizde yaşayan insanlar, geçen yıl yaşanan felaketlerin bu yıl tekrar gündeme gelmemesi için dua üstüne dua ediyor.

     

    Allah çok sıcak geçeği uzmanlarca söylenen önümüzdeki yaz aylarında Akdeniz bölgemizin ormanlarını korusun.

     

    En önemlisi de ülkeyi yönetenler artık “ben bilirim”den vaz geçip, işleri ehil olanlara bıraksınlar.

     

    Eyy yöneticiler, dünyada “LİYAKAT” diye bir olgunun var olduğunu hatırlayın lütfen.


Yorum Yap