Lütfen İlgili ve Bilgililer Konuşsun...

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    31 Temmuz 2019 /   636 Okunma

    Lütfen İlgili ve Bilgililer Konuşsun...


     

    Antalya Müftüsü Osman Artan beyefendi önceki gün bir açıklama yaparak Kesik Minare kavgasına karıştı. Kesik Minare’nin, aynı parselde yer alan diğer unsurlarla birlikte yenilenmesi sonrası müze fonksiyonu ile kamuya ve turizme hizmet etmesi fikrini savunanları,  “ Dine, camiye, minareye, ezana ihanetle ” suçladı.

     

    Öncelikle sayın Müftü bilmelidir ki, kendisi ve temsil ettiği kurum, tartışılan konunun muhatabı değildir. Konunun muhatabı bu alanın kullanım hakkını elinde bulunduran Vakıflar Genel Müdürlüğüdür.

     

    Tartıştığımız konu da adı geçen yapı topluluğunun yalnızca bir fonksiyonunu yaşama geçirip, bu alanın diğer fonksiyonlarının yok sayılarak kullanılmaya açılması üzerinedir, dine, camiye, ezana falan itiraz eden, minare yıkılsın diyen de yoktur..

     

    Sayın müftünün bilmesi gereken bir diğer konu da insanların dini tercihleri üzerine yorum yapmaması gerektiğidir. Konuya muhatap olan kesimlerin hiç biri, yani savunucular ve itirazcıların tamamı herhalde dinsel kutsiyeti çok iyi bilen kişilerdir. Sen ne demeye böyle ahkam kesiyorsun derseniz de, cevabım hazırdır. Geçtiğimiz hafta yazdığım yazıda, hep din adamları yetiştirmiş bir sülaleye mensup olduğumu, bir imam torunu olarak dinimi, gereklerini ve İslam Tarihini çok iyi öğrenerek yetiştiğimi açıklamıştım. Bugün bir başka yönümden daha (hiç istemeyerek) bahsedeyim. TDV İslam Ansiklopedisi bünyesinde madde yazarı ve görüntü yönetmeni olarak çalıştım 1980’lerin sonunda. Cebinde Türkiye Diyanet Vakfı kimliği taşımış bir kişi olarak, muhterem müftü hazretleri kadar olmasa da, dinimizi iyi bildiğimi iddia edecek kadar deneyime sahibim.

     

    Şimdi dönelim Vakıflara... Elbette Vakıflar “ ben bu alanı içindeki fonksiyonlardan biri ile değerlendireceğim, benim meşrebime cami fonksiyonu uygun, o halde burası cami olarak ihya edilecek ” deme hakkına sahiptir. Buna teknik olarak itiraz etme hakkı sadece Taşınamaz Kültür Varlıkları Bölge Kurulunun elindedir. O kurum da, özünde olmaması gerekirken, Vakıflarla aynı görüşte olduğu için bu konuya cevaz vermiş, tamirat başlamıştır. Bu işin görünen cephesi...

     

    Tekrar yazıyorum, bizim, yani olaya bilimsel açıdan yaklaşan kişi ve kurumların ve de bu paydaşların oluşturduğu platformun bu olanlara itirazımız, sadece camiyi ihya ediyoruz, burada ezan okunacak, namaz kılınacak diyerek açıklamalar yapılıp, cami öncesi fonksiyonların yok sayılmasınadır.

     

    Şimdi hazır olun bombaya...

     

    Aslında üzerine camiin oturduğu Kilise ayağa kaldırılmaktadır bu ihya çalışmasıyla. Ama ısrarla sanki cami, ayrı bir yapı imiş gibi algı operasyonu yapılıp, itiraz edenler dine ihanetle suçlanmaktadır. Ayrıca bu alan tüm fonksiyonları elden geçirilip, bu alanda yerleşik erken dönem yapı kalıntıları da bir şekilde ayağa kaldırılacak ve o bölüm (alanın kuzey ve doğu tarafı) bir açık hava müzesi olarak yaşama geçirilecektir. Eğer birileri çıkıp, son dakika golü atmazsa proje böyle onaylanmıştır. Ama nedense varsa Cami, yoksa Cami diye yaygara kopartılmaktadır.

     

    Sayın Antalya Müftüsü itiraz eden kesimi ihanetle suçlama gaflentinde bulunacağına, projeyi bir iyice inceleseydi de, keşke şöyle bir açıklama yapsaydı:

    “ Bu olaya itiraz edeceğinize, projeyi inceleyin. Bakın orada cami ile birlikte kilise de, pagan tapınağı diye tanımlanan, ama aslında Serapis sunağı olarak kullanılmış yapı kalıntıları da ayağa kaldırılacak. Boşuna itiraz etmeyin.  ”

     

    Ne dersiniz? Daha tutarlı olmaz mıydı bu açıklama...

     

    Not: İtiraz eden kesimlerin çok farkında olmadıkları projenin gerçek boyutu ile ilgili bilgileri, Valilik tarafından oluşturulan kurulun önemli bir üyesi olan, meslektaşım, değerli dostum Bizans Sanatları Uzmanı Doç.Dr. Feridun Özgümüş’ten aldım. Kendisine teşekkür ederim.


Yorum Yap