Mülteci mi? Muhacir mi? (1)

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    5 Temmuz 2022 /   547 Okunma

    Mülteci mi? Muhacir mi? (1)

    Son yıllarda Türkiye, kontrol edemediği bir uluslararası insan hareketinin, yani bir göç dalgasının mağduru durumunda. Ülkemiz, aldığı göç nedeniyle, boyutu bilinmeyen bir oluşumun odağı konumuna geldi.

     

    Bu hareketi yaratan insanların çoğunluğu, ülkelerindeki yaşamları, Türk halkının yaşam kriterlerinden tamamen farklı olan Suriyeliler, Iraklılar ve Afganlardan oluşmakta.

     

    Bu insanlara, birileri, yaşama hakkı olan ülkeye geri dönmüş yani hicret etmiş insanlar manasına Muhacir, birileri de kendi ülkesindeki sıkıntılardan kaçan insanlar manasına Mülteci yani Sığınmacı demekte.

     

    Peki bu insanlar gerçekte hangisi?

     

    Uluslararası hukukta “mülteci” kavramı, vatandaşı olduğu ülkesinde ırkı, dini, dili, bir sosyal gruba bağlılığı veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayan veya uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için ülkesini terk eden, vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade eder. Tatil ve bayramlarda bile ayrıldığı ülkesine dönüp, sonra Türkiye’ye geri gelen Suriyelileri mülteci olarak kabul etmek mümkün değildir.

     

    Mülteci olarak uluslararası koruma arayan, ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere de, uluslararası platformda geçici sığınmacı veya düzensiz mülteci denmekte. Bu terim genellikle, mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılır.

     

    Suriyelilerin konumu mülteci olarak kabul edilemeyeceğine göre, mülteci konumu almak için bir ön araç olan sığınmacı olarak kabul edilemeyecekleri de açıktır.

     

    Normalde Göçmen kavramı, mülteciler gibi ülkesinde zulme uğradığı veya uğrayacağı gibi nedenlerle başka bir ülkeye giden kişileri değil, daha iyi koşullarda yaşamak için kendi vatanından ayrılan kişi veya aile fertlerini ifade eder. Göç işlemi genel olarak pasaport ve vize gibi resmî belgelerle yapılır ve göçmenler, göç ettikleri ülkelerde, vatandaşı oldukları ülkenin korumasından yararlanmaya devam ederler.

     

    Bu durumda; ülkelerinden kaçtıklarını iddia eden ve yasal yollardan giriş yapmayan Suriyelilerin veya diğer Arapların, göçmen statüsünde de olmadıkları görülmektedir.

     

    Ama ortada da bir gerçek şudur ki, Arap ülkelerinden düzensiz, yasa dışı ve büyük kaçışlar vardır. Bu kaçışları, Avrupa’ya sıçramadan durdurmak gerekmektedir.

     

    Bu durumda gelişmiş ülkeler, kendilerine göre bazı çözümler aradılar ve buldular.

     

    Çözümlerden biri; yasal değişikler yaparak ve yaptırarak, bu işe bir kılıf bulmaktır. Türkiye’nin 1961 yılında onayladığı Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ile 1967 yılında onayladığı Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Protokol’de yer alan üstü örtülü bazı deyimlere değişik anlamlar verilerek, Türk mevzuatı da 2014 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile alt üst edilerek karmaşık bir hale getirilmiştir. Bu değişikliklerle getirilen “düzensiz göçmen” ve “şartlı mülteci” deyimleri bile, söz konusu hareketi hiçbir şekilde karşılamamakta ve yasal hale getirmemektedir.

     

    Zira “düzensiz göçmen” terimi, aslında göç ettiği ülkeye, o ülkenin yasalarını ihlal ederek giriş yapan, ülkede kalmak için yasal hakkı bulunmayan kişiler için kullanılır ve bu kişiler sınır dışı edilir.

     

    “Şartlı mülteci” ise Avrupa dışından gelenlerin, üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar yararlandıkları kısa süreli bir statüdür. Suriyeli ve diğer Arap göçmenlerin, başka bir ülkeye yerleştirilmeleri söz konusu olmadığına göre, bu tanım kapsamına da girmemektedirler.

     

    Görüldüğü üzere, zorlama bir şekilde yerleştirilmeye çalışılan ve kafa karışıklığı yaratmaya yönelik bu değişiklik ve deyimler, söz konusu yasa dışı hareketi hiçbir şekilde karşılamamaktadır.

     

    Bir de son olarak literatüre giren “Geçici Koruma” sözü vardır ki, burada sormak gerekir: “Kimi, kime karşı koruyacaksın.” Bu düzensiz ve yasa dışı göç karşısında asıl korunması gereken Türk Halkı’dır.

     

     

    Devamı Yarın…


Yorum Yap