O Yıllarda Yerli ve Milli Olmak

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    25 Haziran 2022 /   698 Okunma

    O Yıllarda Yerli ve Milli Olmak

    1924 de Denizyolları İşletmesi tarafından İngiltere’den satın alındı. Gemiye Karadeniz adı verildi. 130 metre boyunda, 16 metre genişliğindeydi. Aslında siyahtı.

     

    İki yıl İstanbul’dan İzmir’e ve Karadeniz Limanlarına yolcu seferleri yaptı.

     

    Sonra Haliç Tersanesine çekildi. Bembeyaz boyandı, kuğu gibi oldu.

     

    Ve 1926 yılı geldiğinde o müthiş proje için sefere çıktı.

     

    Neydi bu proje?

     

    1925 yılı bütçesi hazırlanırken ortaya çıkan bir düşünceydi. Ticaret Bakanlığı bütçesi görüşülürken gündeme gelen bu tasarı, bizzat Mustafa Kemal'in projesiydi.

     

    Karadeniz Gemisi bir yüzen fuar olacaktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık yüzünü dünyaya tanıtmak üzere planlanacak, Avrupa Limanlarını gezecekti.

     

    Bu proje dünyada bir ilkti.

     

    Karadeniz vapuru Cumhuriyetin ilanından sadece 3 yıl sonra bu proje için hazırdı.

     

    Mustafa Kemal Mudanya'dan bindi, son denetlemeyi bizzat yaptı.

     

    İçi Türk Malı,yerli ürünlerden oluşan bir sergiydi. Üzüm, incir, Hereke halıları, Kütahya çinileri, lokum, Edirne sabunu, nakışlar, bakır tepsiler, tütün, yün, deri, koza, fındık vs, tamamı Türk Malı ürünlerden oluşan sergiydi.

     

    Sergi salonları; Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) öğrencilerinin yaptığı heykel, resim ve biblolarla süslenmişti. İbrahim Çallı gibi ressamlarımızın tabloları asılıydı.

    “Dünyanın bize gelmesini beklemeyelim, biz dünyaya gidelim” vizyonuydu.

     

    Genç Türkiye'nin uluslararası halkla ilişkiler gemisiydi. 180 yolcusu 105 mürettebatı vardı, yolcuları Türkiye'nin aydınlarıydı.

    Milletvekilleri, gazeteciler, heykeltraşlar, ses sanatçıları, tiyatro sanatçıları, İstiklal Marşı'nın bestecisi Zeki Üngör yönetiminde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 47 sanatçısıyla gemideydi. Her gidilen limanda o ülkenin milli marşı çalınıyor, konserler veriliyordu.

    Kaptanlığını Atlantik'i geçen ilk yolcu gemimiz Gülcemal'in efsane kaptanı Topuz lakaplı Lütfü bey yapıyordu. Liman İşletmeleri Genel Müdürü Rauf Manyas sergilerin, 7 lisan bilen Semiha Hanım ise protokol müdürüydü. Dekorasyonu mimar Naci bey tarafından yapılmıştı. Bu kadroyu da Mustafa Kemal seçmişti.

    İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça broşürler basılmış, ürünlerin üzerine 4 lisanda etiketler yapıştırılmıştı. Yabancı tüccarların Türkiye'den ithalat bağlantısı kurabilmesi için standlar, hatta İş Bankası şubesi bile vardı. Her standın başında iki üç dil bilen öğrenciler yer alıyordu.


    12 ülkede, 16 şehri ziyaret edildi. İspanya’da Barcelona, Fransa’da Le havre, İngiltere’de Londra, Hollanda’da Amsterdam, Almanya’da Hamburg, İsveç’de Stockholm, Finlandiya’da Helsinki, Rusya’da Leningrad, Polonya’da Gdansk, Danimarkada Kopenhag, Belçika’da Antverp, Fransa’da Marsilya, İtalya’da Napoli ve Cenova limanlarına uğrandı.

    İngiliz, Fransız ve Alman gazeteleri Kemal Paşa'nın kısa saçlı kızlarını manşet yapmıştı, mürettebatın yarısından fazlası kolejlerden seçilen İngilizce, Fransızca konuşan kızlarımızdı. Rengarenk elbiseler giymişlerdi, Avrupa kültürüne hakimdiler. Fesli insanların ülkesi İmajını bir anda yıkmışlardı. Avrupa hayretler içinde Türkiye'nin çağdaş yüzü ile tanışıyordu.

    Limanlarda verilen konserlerde adeta izdiham yaşanıyordu. Konserleri toplamda 70.000 civarında insan izlemişti.

     

    Karadeniz Vapurunu, pürüzsüz İngilizce konuşan Bedia Celal hanımın rehberliğinde gezen Amsterdam Belediye Başkanı, “böyle bir Türk kadını ile karşılaşacağımı düşünemezdim” diyordu.

    Erkek mürettebatımız, Lacivert ceket, lacivert pantolon, tiril tiril beyaz gömlekler giyiyor, zarif boyun bağları takıyorlardı. Doğudan gelen bir vapurun "Orient esintisi" getireceğini düşünenler fena halde yanılıyordu.


    Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü yılında güler yüzlü modern Türklerle karşılaşmışlardı.

    Bütün bunlar Mustafa Kemal zekâsının yansımasıydı. Türkiye'nin sosyoekonomik tanıtımını yapan, bu yüzen fuar, on yıl sonra gündeme gelecek olan İzmir Enternasyonal Fuarı'nın da işaret fişeğiydi.

     

    Karadeniz Vapuru bütün bu işi 86 gün 22 saatte başarmıştı. Yani onun milli üretimle elde edilen yerli mallarını dünyaya tanıtıp, satış bağlantıları kurmak için yıllara ihtiyacı yoktu.

     

    Yerli ve Milli olmak o yıllarda ve o şartlarda böyle hızla gerçekleşiyordu. Çünkü ülkenin başında gerçekten bir dünya lideri olan Mustafa Kemal Atatürk vardı.


Yorum Yap