Sanata ve Sanat Kurumlarına Dokunmayın

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    19 Aralık 2019 /   1541 Okunma

    Sanata ve Sanat Kurumlarına Dokunmayın

    Cumhuriyetin ilanı sonrası ülkede başlayan sosyal, ekonomik, hukuksal ve kültürel devrimlerle Türkiyemiz yepyeni bir çehreye bürünüyordu...

     

    Yüzyıllarca din taassubu ile ihmal edilmiş kültürel yapılaşma, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yerini çağdaş bir yapıya bırakıyor, müzikten resime her alanda yepyeni açılımlar ve atılımlar hayata geçiyordu.

     

    Sanat alanında gerçekleştirilen çağdaş hamlelerden biri de Opera, Bale ve Senfonik müzikle ülke insanının tanışmasını sağlamış, açılan sanat okullarında birbirinden değerli sanatçılar yetişmeye başlamıştı.

     

    Türk Beşlileri olarak sanat tarihimizde yerini alan beş müzik sanatçısı yurtdışına gönderiliyor, orada klasik müzik alanında yaptıkları çalışmalar ve aldıkları üst düzey eğitim sonucu ülkeye döndüklerinde Ankara ve İstanbul’da açılan Konservatuarlarda Türk gençlerinin eğitimine ışık tutuyor, yaptıkları bestelerle, Türk Klasik Müziği, Türk Opera Sanatı ve Türk Bale Sanatı şekillenmeye başlıyordu.

     

    1940’lardan sonra bu alanlarda eğitim faaliyetleri hızla ivme kazanıyor, üretilen eserler hızla çoğalıyordu... Klasik müzik icracılarımız da bu dönemde adlarını duyurmaya başlıyor, Yapı ve Kredi Bankası patronu Kazım Taşkent’in desteklediği çocuk yaştaki yetenekli gençler yurt dışında eğitim almaya, hepsi de gelecekte dünya çapında birer virtüöz olma yolunda koşar adımla ilerlemeye başlıyorlardı. İdil Biret, Gülsin Onay, Leyla Erduran ve adını saymakla bitiremiyeceğimiz örnekler yetişti bu dönemde...

     

    Özellikle son 50 yıl içinde yetişen bestecilerimiz, verdikleri eserlerle, ülkemizin adını klasik sahne sanatlarının öncüsü olan batılı ülkelerde de duyuruyor, onlarla yarışacak bestelere ve icralara imza atıyorlardı.

     

    Hem besteci, hem piyano virtüözü olan Fazıl Say, son 20 yılda dünyayı sallayan beste ve icraları ile ülkemizin yüz akı olmaya devam ediyor.

     

    Geçtiğimiz hafta 50. Sanat Yılını kutlayan, besteci , orkestra şefi ve konservatuar öğretim üyesi  Çetin Işıközlü de İtalya’dan Almanya’ya birçok sahnede yönettiği orkestralar, yaptığı bestelerle dünyada ülkemizin adını yücelten bir sanatçı olarak üretmeye devam ediyor...

     

    Daha sayabileceğimiz onlarca örnek var ülkemizin sanatında katma değer yaratan...

     

    Tüm bunlara karşın son yıllarda merkezi yönetim, tüm bu değerleri hiçe sayan bir tavır içinde olmaya devam ediyor.

     

    Son gelen haberler, yakın gelecekte TBMM Genel Kuruluna Opera, Bale, Senfoni Orkestrası, Konservatuar ve Eğitim Fakülteleri gibi sanat kurumlarımızın kapatılacağına dair bir yasa teklifi geleceğini fısıldadı kulaklarımıza.

     

    İşte bu noktada, ülkemizin yüz akı olan bu kurumların kapatılmasına hayır demek, tüm aydın düşünceli Türk vatandaşlarının görevi olmalıdır diye düşünüyorum.

     

    Sosyal medyada ve toplum arasında oluşturulan imza kampanyalarına destek vererek, bu yasanın çıkmasına tepki koymalı ve demokratik yoldan, tüm milletvekillerimizi uyararak tasarının yasalaşmasını önlemeliyiz.

     

    “Sanata ve Sanat Kurumlarına Dokunmayın” sloganımız olmalı...


Yorum Yap