Sıkıntının nedeni: boru yetmiyor…

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    16 Ekim 2021 /   641 Okunma

    Sıkıntının nedeni: boru yetmiyor…

    Ekim ayının ortasına geldik. Sıkıntıların bol olduğu bir haftayı daha geride bırakıyoruz. Ekonomideki sıkıntılar bıçak kemiğe dayandı boyutuna gelmişken, ülkeyi yönetenler pembe tablolar çizmeye devam ediyor.

     

    Vatandaş kazandığı parayla geçinememenin ıstırabını yaşarken, yönetenler, ülkede kimsenin sıkıntıda olmadığını ballandıra ballandıra anlatıyorlar.

     

    Sayın Cumhurbaşkanı piyasalarda yaşanan yüksek fiyat krizini Tarım Kredi Kooperatifleri’nin dükkanlarını açarak çözeceklerini açıklıyor. Ancak bu açıklama yapıldığında ülkenin pek çok yerinde zaten Tarım Kredi Kooperatifi tabelalı dükkanlar açılmış bile.

     

    Bir tanesi de bizim mahallede (Güzeloba) açıldı. Tabelası pırıl pırıl. Eşimle girdik. Evimizin ihtiyacı olan şeyleri buradan alalım dedik. Ancak fiyat etiketlerine bakınca dudağımız uçukladı. Örneğin bir kilo pirinç 17 Türk Lirası. Oysa bir hafta önce aynı kalite (Baldo) pirincin 2,5 kilogramını bir zincir marketten 27 Türk Lirasına almıştık. Hiçbir şey almadan çıktık.

     

    Piyasayı ucuzlatmak için bu dükkanlardan yüzlerce, binlerce açmayı planlayadursunlar halk, cebindeki parayla nasıl geçineceğini bilmez halde, evinin ekonomisini düz tutmak için yetmeyen parasına bir yerlerden destek yapma peşinde.

     

    Hadi bu hafta sonuna, yukarıdaki konuya dikkat çekecek bir minik hikaye ile girelim.

     

    Kış ortası... Bir ormanda araştırmaya çıkan bir Kimyacı, bir Fizikçi, bir Matematikçi, bir Jeolog ve bir Antropolog aniden kar bastırınca sığınacak bir yer aramaya başlarlar. Biraz ilerleyince rastladıkları bir orman evinin kapısını çalar, yardım isterler. Ev sahibi misafirlerini hemen içeri buyur eder.

     

    Adam ikram hazırlamak için mutfağa geçer. Bu sırada ekiptekilerin gözüne evdeki soba takılır. Soba yerden epeyce yukarda, altına dizilen taşlarla bir metre kadar yüksektedir.

     

    Bilim adamı dediğin elbette meraklı olur. Hele meraklıların sayısı beş olunca, merak daha artar. Bizimkiler ısınmayı unutup, sobanın neden böyle kurulduğuna kafa yormaya başlar.

     

    Kimyacı, “Adam sobayı yükselterek eğilip doğrularak harcayacağı enerjiyi düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış” der.

     

    Fizikçi, “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamış” diye yorumlar durumu.

     

    Jeolog, “Tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın ihtimalini azaltmayı amaçlamış” diyerek karışır lafa.

     

    Matematikçi, “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış” Derken, Antropolog araya girer,

     

    ‘Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha soyut biçimini saygısından uygulamış aslında’’ diyerek fikrini söyler.

     

    Bizimkiler aralarında böyle konuşurken orman köylüsü içeri girer. Bilim adamları sobanın böyle yukarıda olmasının nedenini sorduklarında adam şu cevabı verir.

    – Boru yetmedi!...

     

    Demem o ki; birileri gelişmeleri kendi açısından mantıklı gördüğünce açıklar. Hatta işler iyi gitmeyince genelde gördüğümüz üzere, birilerini görevden alıp, kendi görüşlerini uygulayacak başkalarını o makama getirirler.

     

    Ama biliriz ki, bu açıklama ve uygulamalar, genelde asıl nedeni gözlerden uzak tutmaya yönelik çabalardır.

     

    O halde herkesin ne yapmaya çalıştığına, ne söylediğine fazla kafa yormayın, şu andaki sıkıntının ve ona aranan desteğin nedeni borunun yetmiyor olmasıdır!..


Yorum Yap