Sıtma’dan Doğan Hıyâban

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    6 Mayıs 2022 /   570 Okunma

    Sıtma’dan Doğan Hıyâban

    Boyları 30-40 metreyi bulan Okaliptüs ağaçlarının iki yanında sıralandığı, ağaçlarının tepe örtülerinin birbirine kavuşmasıyla bir koridor yani eski dildeki adıyla Hıyâban oluşturan, her zaman gölge olduğu için, bir ucundan diğerine en sıcak havada bile kolayca yürünen, 3 kilometre uzunluğundaki muhteşem bir yoldan bahsetmek istedim bugün.

     

    Muğla’dan çıkıp güneye doğru ilerlediniz mi, Sakar Geçidi’nden aşağı, muhteşem manzarayı seyrederek, kıvrıla kıvrıla Gökova Körfezi’ne doğru inersiniz. Körfezin doğu ucundasınızdır şimdi ve Azmak Çayı’nın denize ulaştığı bu yerde, Akyaka sizi karşılar.

     

    Akyaka’dan Marmaris yönüne girerseniz, Akçapınar Köyü mücavirinde, yüzlerce okaliptus ile çevrili bir yeşil koridor olan bahis konusu yola gelirsiniz.

     

    Yolun öyküsü biraz hüzünlü, ama bir o kadar da istendiğinde neler yapılabileceğinin kanıtı.

     

    İşin ucu 1938 yılına dayanıyor.

     

    O yıllarda bataklık bu bölge… Fazlaca sivrisinek bulunması sebebiyle de sıtma eksik olmuyor çevrede…

     

    Bu yıl da bir sıtma salgını baş gösterir köyde ve hatta ülkenin dört bir yanında…

     

    İkinci Dünya Savaşı’na çeyrek kala ortaya çıkan salgın, köylüleri canından bezdirir…

     

    Sıtma, birçok can kaybına neden olur…

     

    Akçapınar Muhtarı’nın 7 tane kız çocuğu vardır ve 4'ü sıtma nedeniyle hayatını kaybeder o yıl...

     

    Ertesi yıl doğan son çocuğu erkek olur muhtar emmin ve köy halkına bir söz verir…

     

    Oğlunun şerefine, bu bataklığı kurutup, sıtma hastalığına son verecektir. Bataklığı kurutmak için en iyi çözümün Okaliptüs Ağacı dikmek olduğunu öğrenirler Ankara’dan gelen ziraatçiden…

     

    Muhtar, köylülerle birlikte şehre gider ve durumu valiye anlatırlar, vali destek vereceğini söyler…

     

    Lakin ağacı bulmak öyle kolay değildir. Okaliptüs öyle her yerde bulunacak bir ağaç değildir elbet…

     

    Yörede yaşayan bir ‘YAZARIN’ devreye girmesiyle, Avustralya'dan 300 okaliptüs fidanı getirtilir...

     

    Gökova halkı ve Akçapınar Muhtarı el ele verir, gelen ağaçları, o zaman toprak olan Marmaris yolunun iki tarafına dizi halinde dikerler.

     

    Ağaçlar büyüdükçe bataklık kurur ve sivrisineklerin kökü kazınır… Daha sonraki yıllarda ağaçlar, tohum ve diplerinden fışkıran fideler aracılığıyla üremeye başlar ve çoğalırlar.

     

    Şu anda karşılıklı 1200 adet ağaç bulunmaktadır yolun iki tarafında. Ve bu bin iki yüz ağaç, yolun üstünü tamamen örterek, bir ‘Hıyâban’ oluşturur…

     

    Bu hıyâban, Faruk Nafiz Çamlıbel’in ‘Hıyâban’ şiirinde dediği gibi “ebediyet yolu” değildir ama bölgeye gönül vermiş muhtar ile Anadolu’ya yürekten bağlı, gerçek bir entelektüel yazarın oluşturduğu Sevgi Yolu’dur.


    Günümüzde burası Türkiye'nin en güzel yolu olarak kabul edilmekte. Dikildikleri günden bugüne, ağaçlar yaklaşık 30-40 metre boyuna ulaşmış durumda.

     

    Ve hikayenin kahramanları… Aslında çok tanınan isimler...

     

    Fidanların getirtilmesi için devreye giren yazar, ‘Halikarnas Balıkçısı’ olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı; adına ağaçların dikilip, çevredeki binlerce kişinin yaşamlarının kurtulmasını sağlayan muhtarın oğlu ise, Halikarnas Balıkçısı'nın ve yakın arkadaşı Arkeolog ve Eski Diller Uzmanı Azra Erhat’ın manevi oğulları, gazeteci, akademisyen Prof. Dr. Şadan Gökovalı.

     

    Bugün Karayolları Genel Müdürlüğü, bu yolun dışında yaptığı bölünmüş yol uygulaması ile bu yolu atıl hale getirdi.

     

    Yolunuz o taraflara düştüğünde, aracınızı bu yola çevirin ve yeni yolun dışında uygun bir yere aracınızı park edip, Hıyâban’da mutlaka biraz yürüyün.

     

    Eminim doyamayacağınız bir keyif yaşayacaksınız.


Yorum Yap