Trafik Uygulamaları Para Tuzağı Olmamalı

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    22 Ocak 2020 /   839 Okunma

    Trafik Uygulamaları Para Tuzağı Olmamalı

    Trafik cezalarının devletin önemli gelir kaynaklarından biri olduğu herkesin bildiği bir şey.

     

    Yıllar öncesinde, trafik polisleri zaman zaman köşeleri, anayolları, hatta tali yolları tutar, gelen geçen araçların eksiklerini kollayarak ceza yağdırırlardı. Böyle zamanlarda sürücüler anlarlardı ki devlet bütçesine ek gelir ihtiyacı var.

     

    Sonra elektronik denetleme sistemi devreye girdi. Özellikle kırmızı ışık ve hız ihlalleri bu sistemle daha güzel kontrol edilmeye başladı.

     

    Başladı da, bu kez de tuzak yollar devreye girdi. Örneğin, D 400 gibi yoğun trafiği olan, hatta refüj kısmı otoyol bariyeri ile bölünmüş olan yolların belli kesimlerinde, refüjün arasında  bırakılmış denetimsiz boşluklar, ya da anayola bağlanan ve günde 2-3 aracın ancak giriş, çıkış yaptığı patika kıvamındaki yollar bahane edilerek, maksimum hızı 110 olarak tabelalarla ilan edilen yolda, hız sınırını 100-150 metre içinde 50 Km/Saate indiren bir sistem geliştirildi.

     

    Bir araç sürücüsü, yoğun trafiği olan bir yolda 100-110 km/s hızla giderken bir anda 50 km/s hıza yavaşlamak için frene basarsa, hem kendi için, hem de arkasından gelen araçlar için bir kaza riski oluşur o yolda. Her sürücü 90-70-50 tabelalarını kısa aralıklarla gördüğünde, aynı hızda refleks geliştirip, aynı fren tepkisini veremeyebilir. Verse de belki aracı aynı hızda istenen tepkiyi vermeyecektir. Sonuç hiç istenmese de kötüye varabilir bu durumda.

     

    Çözüm ise gayet basittir. Refüj bariyerinde hem de bir viraja girildiğinde görülebilen, o  bırakılmış garip açıklık kapatılır, sürücüler birkaç yüz metre ilerideki ışık denetimli kavşaktan döner, olur biter. Ancak amaç devlet bütçesindeki açığa yama olsun diye para toplamaksa, o açıklık asla kapatılmaz, az ilerideki çevirme noktasında cezası kesilir.

     

    Bir de, mesela Kepezbaşı varyantında olduğu gibi, bölünmüş yola 40 km/s maksimum hız limiti koyarak ne amaca ulaşılmak istendiği anlaşılmayan uygulamalar var kentimizde. O varyanttan hiçbir sürücünün 40 km/s hızla çıkıp, inmeyeceğini elbet Antalya trafiğini düzenleyenler de biliyordur.

     

    Peki, nedir bu garip uygulamadan beklenen. Sürücülerin ve sürücü olmasa da bir araçla yolculuk yapan ve bu varyanttan geçen akl-ı selim sahibi kişilerin ortak görüşü şu: Bu yolda hiçbir araç çıkışta ve inişte bu hız limitine istese de uyamayacaktır. Kurulduğu söylenen ama bir türlü verimli olarak devreye sokulup, çalıştırılamayan EDS yani Elektronik Denetleme Sistemi çalışınca, bu noktada otomatik olarak cezalar kesilecek ve devlet bol bol gelir elde edecektir.

     

    Dünyada bizden başka ülkelerde de böyle tuzak hız limitleri bir zamanlar vardı, ama hepsi o ülkelerin sosyal ve siyasi gelişmesine paralel olarak çıkartılan yasalarla düzgün işleyen sistemlere dönüştü ve ortadan kalktı.

     

    Dünyanın en saygın ülkelerinden biri olduğumuzu dile getirirken, trafiğimizin böyle anlamsız bir keşmekeş içinde olması, yaratmaya çalıştığımız imajı son derece zedelemekte ve anlamsızlaştırmakta.

     

    O zaman böyle para tuzakları kurmak ve halkımızı hamasi söylemler ve garip uygulamalarla zora sokmak yerine, trafik konusunda daha bilinçli hale getirecek bir kültür hareketini yürürlüğe koyup, tüm kuralları ihmal etmeyen, “banane”cilikten arınmış bir toplum yaratmak doğru çözüm olacaktır.

     


Yorum Yap