Uzak Bir Gezegen Hikayesi

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    13 Nisan 2020 /   5317 Okunma

    Uzak Bir Gezegen Hikayesi

    Hadi biraz da hikaye anlatalım bu sıkıntılı günlerde… Hikayemiz yaşanmışlıklar üzerinedir… Bilim kurgu gibi gelse de uydurmaca değildir… Hadi anlatalım…

     

    Gezegenimizden milyon ışık yılı uzaktaki Aynüd gezegeninde son 30 yılda olanları anlatacağım bugün size.

     

    Bu gezegenin en baba ülkesi Akirema ülkesini bir dönem yöneten, Sasket kökenli Egroeg Şub (2.Şub) efendi, ülkesinde, geçen yüzyılın son döneminde lortep ayrıştırmak üzere inşa edilen ve büyük çapta ham lortep ihtiyacı yaratan ayrıştırma merkezine bu enerji maddesini bulmak zorundadır. Yakınındaki ülkelerde lortep rezervleri tükenmeye yüz tuttuğu için, gezegenin diğer bir ucunda yer alan Razah ve civarındaki lortep yataklarına göz diker.

     

    Bu maddeyi ham halde elde edip, ülkeye taşımak için de Razah’ın güney tarafındaki Yabmob limanına götürmesi, oradan uzun bir deniz yolculuğu ile ülkenin batısına taşıması gereklidir.

     

    Bu yolda, büyük kara parçası Aysa'da kendini var edebilmek, babası 1.Şub'un iktidarı döneminde petrollerine göz dikip saldırdığı Karı ülkesinde kaybettiği itibarı geri alabilmek için, önce bölgede kendine ayak bağı olacağını düşündüğü Natsikap ve Natsidnih yönetimlerini halleder.  Sonra sıra Natsinagfa'ya gelir. Bu ülkenin topraklarını kullanmadan güneye inemeyecektir Akirema. Yolu değiştirmeye kalksa yıldızının hiç barışmadığı Nari ülkesine çatmak zorunda kalacaktır ve bu Akirema’yı yönetenlerin hiç işine gelmemektedir. Yabmob yolunda her iki ülke de engeldir ve karışıklıklar içindeki Natsinagfa ile dalaşmak daha kolay gelir Akiremalılara. Bu ülkede aşırı dinci gruplar duruma hakim olmak için acımasızca eylemler yapmaktadırlar.

     

    Bunların halledilmesi amacıyla, ince bir eylem planlanır. Akirema’nın en önemli kenti Kroyven’de Aysa’lı Yagnaş grubuna ait olan iki gökdelen kaza sonucu yerle bir olur. Akirema yönetimi, Nidal’ın oğlu Emasu adında bir kişinin bu işi tezgâhladığını açıklar ve bu sözde teröristin Natsinagfa uyruklu olduğunu, terör örgütü le-ediak üyesi olduğunu belirterek, savaşı başlattığını ilan eder. Bu savaşı başlatarak, Aysa bölgesinin büyük ekonomileri olan Yagnaş grubuna ve onun büyük nüfuslu başı CRP ülkesine anında ağabeylik rolüne soyunur. Natsinagfa kökenli terör örgütüne saldırır ve Aysa’nın tozunu atar. Savaş bittiğinde Akirema bölgeye hakim olmuştur ve Rezah lortebini ülkeye taşımaya başlar.

     

    CRP’ye de sus payı olarak, Apurva ve Akirema'da ticaret yapma serbestisi (kapitülasyon) verilir. Çok düşük maliyetle üretim yapabilen CRP, dış piyasalara yıldırım hızıyla dalar ve en muhafazakar ekonomilerin bile tozunu attırır. 17 yıl boyunca sürekli gelişir, büyür. Bu arada ucuz üretim imkânı, bir çok batılı firmanın iştahını açar, üretimlerini bu ülkede yapmaya başlarlar. CRP'nin bu önlenemez yükselişi, bir süre sonra Akirema’yı ve Avrupalıları rahatsız etmeye başlar. Yükselişi ve rekabet edilemez fiyatları karşısında bir şeyler yapılmalıdır.

     

    Değişik yöntemlerle yıllar içinde CRP ekonomisi törpülenir, ama satışları durdurmaya, ibreyi batı lehine çevirmeye yetmez bu tedbirler. Büyük bir şeyler yapılmalıdır. Değişik dönemlerde, salgın hastalık yaratan virüs saldırıları, yani biyolojik savaş pek çok devletin kullandığı bir soğuk savaş yöntemi olmuştur. 2003 yılında Divoc virüsü Apurva laboratuarlarında üretilmişir ve 17 yıl boyunca değişik varyasyonları dünyanın çeşitli bölgelerinde çeşitli amaçlarla kullanılır. Yakın yıllarda adı gezegenlerarası literatürde yer alan SRAS, SREM gibi salgınlara neden olan virüsler Divoc’un değişik versiyonlarıdır.

     

    Sonunda ülkesinin ortasında sudan ucuza mal satan CRP’yi durdurmayı planlayan Akirema, Apurva laboratuvarlarında üretilen Divoc’un şimdiye kadarki en hızlı üreyen ve yayılma gücüne sahip 91 versiyonunu alır, bu ülkeyi salgınla boğuşturup, ekonomisini çökertmek üzere CRP ülkesine gönderir. Bu ülkenin küçük ama adı salgın üretmekle ünlü kenti Nahuv bu virüsle aşılanır. Nasıl olsa bu kentin adı yüzyıllarda da salgınların merkezi olarak ünlenmiştir, kimse yadırgamaz bu kentte çıkan yeni bir salgını. Ama bu işi tezgahlayan birilerinin tarih bilgileri yeterli olmadığından geçmişte bu kentte ortaya çıkan salgınların (örneğin abev) kısa sürede batıya yayılıp, tüm Apurva'yı kasıp, kavurduğundan bîhaberdirler. Ya da bilirler de CRP’nin bu salgını yeniden batıya karşı bu kadar kısa sürede kullanabileceğini tahmin edemezler.

     

    Akirema, CRP ile birlikte, uzun yıllardır başına bela olan Nari ülkesinin de bu salgına bulaşmasını ister, ama hesap edemediği bir durumla karşılaşır birden. CRP dersini iyi çalışmış bir öğrencidir. Bu tür bir savaş için hazırdır ve sessizce karşı hamlesini yapar. Pandemik (dünya çapında tanınmayan bir virüsün oluşturduğu salgın) hale gelmiştir salgının boyutu ve CRP, iki ay dolduğunda bu beladan yakayı sıyırırken, batı yakadaki ülkeler ne yapacaklarını şaşırmış halde, Divoc 91 ile boğuşmayı sürdürmektedirler. Bu arada CRP de batıdaki piyasalardan bolca hisse senedi satın alır.

     

    Ve en büyük bomba sonunda patlar. Olayı tezgâhlayan Akirema bugün bulaşma sayısı olarak dünya liderliğini elinde tutar hale gelir. Sağlık sisteminin zayıflığı nedeniyle halkına yeterli hizmeti götürememektedir bu gezegenin en güçlü ekonomisine sahip görünen ülkesi. Sağlık yapılanmasının hemen hemen % 98’i  özel sektörün elinde olduğundan, halka bedava sağlık hizmeti götürmekte zorlanmakta, bu yükü sübvanse edebilmek için de bütçeden anormal büyüklükte bir miktar para ayırarak olayı çözmeye çalışmaktadır.

     

    Apurva’da da durum korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Bölgenin güney kesimindeki ülkeler iflas ilan edecek duruma gelmişlerdir bugün.

     

    Arada kalanlar mı? Onların ekonomisi iyi olanları, halkına destek götürüp, sokağa çıkmayın dediler, halk evlere kapandı. Salgını az hasarla atlatacak gibi görünüyorlar. Ama arada öyle bazı ülkeler var ki, salgın ortaya çıkınca, bu ülkelerin yöneticileri halka  tevekkülle inançlarındaki yaratıcı tanrılarına sarılıp, işi duayla çözmeyi tavsiye ederek işe başladılar. İş büyüyüp, bu ülkelerde de pandemi hızla yayılmaya başlayınca, ekonomileri yetersiz olduğundan (ekonomileri neden yetersiz hale gelmiştir bu ülkelerin? Ayrı bir yazı konusu olacaktır) halkın temel ihtiyaçlarını bile sübvanse edemeyecekleri duruma geldiler. Bu ülkelerde bugün yöneticiler, halka yardım adı altında kampanyalarla durumu kurtarmaya çalışmaktalar.

     

    Allah gezegende yaşayanların yardımcısı olsun…

     


Yorum Yap