Vallahi de şaka değil...

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    8 Ağustos 2022 /   527 Okunma

    Vallahi de şaka değil...


     

    Sevgili Genel Yayın Yönetmenim Songül Başkaya ile aynı anda, aynı konuları irdeleyip, aynı anda tepki göstermeye devam ediyoruz. Dün kendisi “Utanmazlar” başlıklı yazısı ile aşağıda değindiğim konuya parmak basmıştı, şimdi de ben, konuyu kendi açımdan değerlendirmek istedim.

     

    Patara, bir arkeolog olarak beni çok ilgilendiren, üzerine yazılmış bilimsel ve bilim dışı hemen tüm yayınları okuduğum, izlediğim, dünyanın gözbebeği bir antik kent.

     

    Patara Antik Kenti, Fethiye-Kalkan arasında, Xanthos Vadisi'nin güneybatı ucunda, Ovagelemiş Köyü sınırları içinde yerleşmiştir. Antalya il sınırlarının hemen dibinde, Likya'nın en önemli ve en eski şehirlerinden biridir.

     

    Bu antik kentte kazılar 33 yıldır sürdürülmekte. Patara Meclis Binası Hellenistik dönemden kalan nadide bir yapı olup, son yıllarda restorasyonu hemen hemen tamamlanarak insanlığın dikkatine sunuldu. Yakın bir gelecekte burada antik Yunan ve Roma’nın meclis yapısını ve işleyişini canlandıran etkinlikler düzenlenerek, kent ve bölge, dünya arkeologları ve gezginlerinin hizmetine sunulacak.

     

    Arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında Akdeniz kaplumbağaları Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahip bu güzel yöre.

     

    Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız, ülke halkının ve dünya insanlarının dikkatini daha fazla bu alana çekmek üzere 2020’yi  “Patara Yılı” ilan etmiş, burada yapılacak etkinlikleri himayesine almıştı.

     

    Patara’da son yıllarda sanatsal etkinlikler de düzenlenmeye ve hem bu antik kent hem de bölge uluslararası alanda yoğun bir biçimde tanınmaya başladı.

     

    Ama gelin görün ki Patara’da tuhaf şeyler olmaya da başladı son dönemde…

     

    Önce bir dozer operatörü kafasına göre kazı yapmaya kalktı alanda. Kazı başkanı Prof. Dr. Sayın Havva İşkan Işık Hocamız duruma müdahale ettiğinde, dozer operatörünün tepki ve tacizine uğradı. Allah’tan hocamızın eli sertti de dozer operatörü yediği tokatla kendine geldi.

     

    Son birkaç aydır Patara, gene tuhaf bir olayla gündemde.

     

    Birileri dünyaca ünlü Patara kumsalından kum çalıyor. “Yahu ne olacak Allah’ın kumu, bitmedi ya” demeyin sakın.

     

    Yukarıda yazdığım gibi bölge Caretta’ların yavrulama alanı orası. O kumun zerresi önemli.

     

    Ayrıca buradaki kum, öyle her sahilde bulunan cinsten değil. Dünyanın nadir bölgelerinde bulunan özel bir yapısı var.

     

    Üstelik çalınan ve taşınan kumun miktarı korkunç boyutta. Bahsedilen rakam 2200 civarında kamyon dolusu… Her kamyon 10 ton kum alsa, 25 bin ton kum çalınmış demektir.

     

    Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesindeki bu alandan kim böyle fütursuzca kum çalabilir? Devlet bu konuyu hemen ortaya çıkartır ve hatta konuyu araştırıp, çözen birisi ya da birileri varsa ödüllendirir değil mi?

     

    Siz öyle zannedin. Kum hırsızlığını belgeleyip, rapor tutan bir devlet memuru, bırakın ödüllendirilmeyi, bir yerel siyasi tarafından engelleniyor. Bölgenin bağlı olduğu ilçenin kaymakamı da bu memuru görevden uzaklaştırıyor, başka bir bölgeye sürgüne yolluyor.

     

    Yapılan itirazlar sonunda mahkeme kararıyla o memur görevine iade ediliyor ama kim dinleye. Alakasız bir yerde görevlendiriliyor bu kez de.

     

    Sonra, hepimiz dört gözle kumların Salda’da olduğu gibi geri getirilip (çünkü taşınan kumların bir yerde depolandığı belirlenmiş durumda) Patara sahiline, yani olması gereken yere serileceğini düşünüyorken, bir ilginç haberle tüylerimiz diken diken oluyor.

     

    O çalınan kumlar, çalana satılmış. Yok daha neler demeyin. Satılmış, hem de yok pahasına…

     

    Şaka sanıyorsunuz bu konuyu değil mi? Vallahi de şaka değil, billahi de…

     

    Not: Şimdi gözüm Sayın Cumhurbaşkanımızda. Himayesine aldığı Patara’da olagelen bu garip işlere nasıl tepki göstereceğini gerçekten merak ediyorum.

     

    İşini yapan devlet memuruna yapılan haksızlığa ve bu kum satışına “Dur” diyecek midir Sayın Cumhurbaşkanımız?

     

    Bence diyecektir.

     

    İstanbul Zeytinburnu’nda bir yangına maruz kalan Balıklı Rum Hastanesi’nin söndürülmesi için bile hemen emir veren Sayın Cumhurbaşkanımız, geçtiğimiz yıl himayesine aldığı ve ülke turizmi açısından, doğayı koruma açısından bu kadar önemli bir yurt köşesi olan Patara sahiline o kumları geri getirtecek, olayı ortaya çıkartan koruma memurunu da aslî görevine iade ettirecektir diye düşünüyorum.


Yorum Yap