Vehbi’nin Kerrâkesi

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    17 Mayıs 2020 /   1712 Okunma

    Vehbi’nin Kerrâkesi

    Yıl 1952… Mustafa Kemal Atatürk’ün, yakın arkadaşları ile canlarını dişlerine takarak verdikleri emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı sonunda kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, 1946 yılında tanıştığı Çok Partili Demokrasi’nin garip bir cilvesi ile yeniden uluslararası emperyalizmin boyunduruğuna girmektedir.

    O dönem ülkeyi yöneten Demokrat Parti’nin yöneticileri ABD hayranıdır. ABD ise 2.Pazar Paylaşım Savaşının kazananı olarak, Asya’dan, Afrika’ya yeni kurulmuş ve emekleyerek gelişmekte olan ülkelere ağabeylik taslamakta ve bu ülkelere “Destek” adı altında yolladığı, aslında bu ülkelerin kanını emme projesinin bir parçası olan yeni ürünlerle o ülkelerin küçük burjuvasını ve proleteryasını esir almaktadır. Organizasyonun adı “Marshall Planı”dır.

    Bu paragrafları unutmadan, aynı yıllarda gelişen bir başka olguya bakalım.

    Bu yıllarda (1951-1952), Avrupa’nın Türkiye ile aynı iklim özelliklerine sahip ülkesi İspanya, birdenbire Türkiye’den “Odun Kömürü (Latince Carbo Ligni)” ithal etmek ister. Bizimkiler hemen atlar işin üzerine. Çünkü o dönem ihracatımız sadece meyve sebze üzerinedir. Odun kömürü ise işlenmiş bir ürün olduğundan sanayi ürünü sayılabilir ve ülkenin ihracat skalasını zenginleştirecektir.


    İspanyollar odun kömürü alacaklardır ama, bir koşulları vardır… Bu kömür Doğu Akdeniz’de İskenderun (Hatay)’dan başlayıp, Kuzey Ege’de Saros Körfezi ucunda Yunanistan sınırına kadar doğal yetişen DELİCE ağacından üretilecektir. 
    Türkiye Devletini yönetenler, birçok bilim adamının konuya karşı çıkmasına kulak asmayıp, Delice ağaçlarından odun kömürü (mangal kömürü de deriz) imal ettirir, İspanya’ya satarlar. İspanyollar Delicelerin yerine de Çam fidanları verirler bol miktarda. Böylece Anadolu’nun Güney ve Batısında, ovalardan, dağların yüksek kesimlerine kadar doğal olarak yetişmiş 


    Delice ormanlarının yerini Çam ikamesi alır.

    Şimdi “E daha ne olsun… Yabani bir ağacın yerini, havayı temizlemede çok önemli yeri olan, kerestesinden, reçinesinden, fıstığından, kabuğundan, kozalağından ayrı ayrı yararlandığımız kıymetli Çam almış” dediğinizi duyar gibi oluyorum.
    Ancak kazın ayağı öyle değil. Delice dediğin ağaç, bildiğimiz Zeytin ağacının doğada yetişenidir. Ve de dünyanın en sağlıklı ürünü, sofralarımızın değişmezi Zeytin ve her yemekte rahatlıkla kullandığımız, insan vücuduna hiçbir yan etkisi olmayan Zeytinyağı’dır.

    Peki İspanyollar, odun kömürünü niçin sadece Delice ağacından ürettirmek isterler? Çünkü İspanya o dönem dünyanın bir numaralı zeytinyağı üretici ve ihracatçısıdır.

    Çam ise veriminin yanısıra bir canlı bombadır. Çam ağacının fayda ve zararlarını da ayrı bir yazıda inceleyeceğiz.
    Türkiye, eğer Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyip, elindeki üstyapı ve altyapı değerlerini ürüne dönüştürüp, dünyada söz sahibi olmaya başlarsa, işte bu İspanya zeytinyağı, diğer ülkeler de başka diğer alanlarda geri plana düşecek, tabiri caizse nal toplayacaklardır.

    Bunun önü kesilmelidir. Nasıl?

    Şimdi ilk paragraflara dönelim. İspanya zeytinyağının önünü keserken, ABD de boş durmaz. Delicelerin kalanlarından aşılı zeytin elde edilebileceğini, bunun da Türk Devleti için bir artı değer yaratacağını öngörür ve Türkiye’ye laboratuvar ürünü bir yağı, modern çağın ürünü olarak dayatır. 

    Normandiya çıkartması sırasında kendilerine büyük destek veren Hollanda kraliyet ailesinin ünlü Ünilever firmasını bu müthiş ürünün distribütörü yapar ABD ve onun aracılığıyla Avrupa’ya yayılan bu ürün, ülkemizde de çok tutulur. Vita adıyla yemekliği, Sana adıyla kahvaltılığı bütün evlere girer.

    İşte İspanya deliceleri kömür haline getirtir. ABD bir çok ürünün imalini, pek çok madenin çıkartılmasını ve işlenmesini engeller** ve biz bugün herşeyi ithal eden bir zavallı ülke haline geliriz.

    Anladınız mı şimdi “Vehbi’nin Kerrâkesini”…

    *Bu deyimle ilgili bilgisi olmayanlara gelecek yazımı beklemelerini tavsiye edeceğim…

    ** Bu konu da ayrı bir yazı olarak gelecek günlerde bu sayfalarda olacak…



yorum-resim

Hayrulllah Nazlıer17 Mayıs 2020

Yakın tarihde başlayıp halen devam eden bir yazlık furyası akımı ile tüm Ege deki güzelim zeytinlikler madencilik adına güzelim ormanlarımız yok edilmiyor mu. Torunlarımızın emanetini mirasyedi gibi harciyoruz malesef

Yorum Yap