Yazık Değil mi Bugünkü Çocuklara?

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    22 Nisan 2022 /   710 Okunma

    Yazık Değil mi Bugünkü Çocuklara?

    İstanbul’da yaşayan büyüklerimiz, vaktiyle keyif aldıkları herhangi bir şeyin memlekette artık kıymet-i harbiyesi kalmadığında, “Nerede O Eski Enginarlar” derlerdi sıklıkla.

     

    Bu söz nereden gelirdi? Çok kimse bilmezdi bunu, ama kullanırdı.

     

    Sanırım pek çok üründe olduğu gibi, doğal olarak, kendiliğinden üreyen enginar da, zamanla yapay olarak üretilmeye başlanınca, doğal tadını kaybedip, yapay lezzete bürünmüş ve onun gerçek lezzetine alışık İstanbul halkının diline de bu pelesenk yerleşmiş.

     

    Eskiler sağlıklı, doğal enginara öykünürlerdi evet, biz ise o eskinin tadını bilen nesiller olarak, bu deyimi hatırlatan yeni bir deyime yelken açtık son dönemde: Nerede O Eski Bayramlar…

     

    Benim gibi yetmişe merdiven dayamış olanlar, 1960’larda, 1970’lerde yaşadıkları bayramları asla unutmazlar. Ulusal bayramlarda yaşanan coşku ile Dinî bayramlarda yaşanan aile ziyaretleri hep akıllardadır.

     

    23 Nisan, 19 Mayıs bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızın en önemli günleriydi.

     

    Şubat ayı geldiğinde eğer ilkokulda isek 23 Nisan için, eğer Lisede isek, 19 Mayıs için tören hazırlıkları başlardı okulumuzda.

     

    Bando takımımız olurdu, o bayram günü coşku ile öğretilen marşları boru ve trampet ile çalarak, bulunduğumuz yörede bayram hangi alanda kutlanacaksa, okulumuzdan, o alana kadar sokaklarda gururla yürürdük.

     

    Gösteri ekiplerimiz olurdu. Kızlar kısa etekli, cıvıl cıvıl renkli kıyafetleri, erkekler ise genelde altlarında şort veya eşofman, üstlerinde ise kırmızı ve beyaz tişörtleri ile önce protokol sıralarının ve halkın önünden tören yürüyüşü yapar, sonra sahaya yayılır, gösterilerini sergilerlerdi.

     

    Sadece törene katılanların velileri değil, yörenin tüm aileleri çoluk, çocuk alanın etrafını (gösteri stadyumda ise tribünleri) doldurur, her hareketi içtenlikle alkışlar, biz bayram çocuklarını destekler, onore ederlerdi.

     

    Sonra devir değişti. Maksat Atatürk adını yok etmek olduğu için, onun eseri Cumhuriyet ve tüm kazanımlarını yok etmek amacıyla, değişik mecralarda uğraşmaya başladı siyasi erki eline geçirmiş olanlar.

     

    Bu yolda Ulusal Bayramlar da önemsizleştirilmeye, hatta kutlanmamaya başlandı. Unutmayalım çeşitli bahanelerle iptal edilen gösterileri… İzin verilenlerde de kızlara illaki kapalı kıyafetler giydirilmeye çalışılarak yaratılan baskıları…

     

    Bayram çocuğu deyimi, aslında daha çok Dini Bayramlarda kullanılırdı. Bayram arifelerinde aileler kendilerinden önce çocuklarına kıyafet, ayakkabı alırlar, çocuklar da bayram arifesinde gece yatağında o ayakkabı ve hatta kıyafete sarılır uyurlardı. Bayram sabahları, evin erkekleri erkenden Bayram Namazına gider gelirler, büyükten küçüğe sıralanan aile fertleri ile, el, yüz öperek bayramlaşılır ve kahvaltıya oturulurdu. Anneler kahvaltıları çok özenle hazırlar, herkesin keyfine uyan yiyeceklerle donatırlardı sofraları.

     

    Sonra, ailenin birlikte yaşamadığı büyüklerden başlamak üzere ziyaretler yapılırdı. En önemli an da bu ziyaretlerin sona erdiği dakikalarda, ziyarete gidilen evin kapısında yaşanırdı. Allahaısmarladık faslında, o evin büyüğü, gelen ailenin her çocuğuna ayrı ayrı birer mendil verirdi. Mendillerin içinde ise yürek hoplatan bahşişler bulunurdu.

     

    İşte bayramların, biz o dönemin çocukları için önemi, en fazla bu mendillerden gelirdi.

     

    Ve yıllar sonra bugün, ne aileler o bayramlıkları alabiliyor çocuklarına, ne gelen misafir çocuklarına öyle içi bahşiş dolu mendiller verilebiliyor. Hayat gailesi ile karnını zor doyuran aileler için dinî bayramlar da birer sıkıntı vesilesi oluyor böylece.

     

    Hadi şimdi gel de söyleme “Nerede O Eski Bayramlar” diye. Enginar gibi Bayramlar da “Nerede O Eski” olarak anılmaya başlandı sonunda.

     

    Ne dersiniz? Yazık değil mi bugünkü çocuklara?…


Yorum Yap